HOŞGÖRÜ

PDFYazdıre-Posta

HOŞGÖRÜ

Öncelikle bu yazıyı yazma gerekçemi açıklayarak yazıma başlamak istedim. Türkiye genelinde yapılan yerel seçimler sonrası yaptığım ilk Gezende seyahatimde maalesef içler acısı bir tablo ile karşılaştım ve çok üzüldüm. Sebebine gelince; alimler diyarı, birlik ve beraberliğin, misafirperverliğin, dayanışmanın, karşılıklı anlayışın ve hoşgörünün doruğa çıktığı yer diye tanımlayabileceğim bir belde de maalesef son gezimde bundan eser kalmadığını, Toplumun bugün dünden daha fazla ayrıştığını, hemen her konuda fikirler uç noktalara çekilerek toplumsal bir gerginlik söz konusu olduğunu, kardeşin kardeşe, yeğenin amca dayıya, kapı komşularının bir birlerine dargın olduğu, çok samimi olan kimselerin birbirine selam vermediği, saygı sevgi ve dayanışmanın kalmadığı, köyde imece usulü yapılan işlerde köyün ikiye ayrıldığı ortamı gördüm ve çok üzüldüm.

Bu olaylar üzerine Mehmet Akif ERSOY’un “Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez”. dizeleri aklıma geldi. Bir milleti, bir devleti, bir kabileyi veya bir aileyi yıkan şey tefrikadır. Nedir tefrika; birbirine kötülük etmeye kadar varan sürekli anlaşmazlık”tır. Onun için sürekli anlaşmazlık, ayrılık, firak ve nifak toplumları uçuruma sürükler, bireylerin ise her iki hayatını da zindan eder. Bizim kitabımız Kur’anı Kerim de birlik ve beraberlik ile ilgili birçok ayet-i kerime mevcut olup, bu konu ile ilgili Sevgili Peygamberimizin birçok hadisi şerifleri mevcuttur.Bir hadisi şerifte Vâkid İbnu Muhammed babasından, o da Abdullah İbnu Amr İbni'l-As radıyallahu anhüma'dan anlattığına göre demiştir ki: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, (bir gün) parmaklarını kenetledi ve dedi ki: "Ey Abdullah İbnu Amr! Ahidleri bozulup şöyle karmakarışık hale gelen birkısım ayak takımı (hezele) kimselerle başbaşa kalırsan ne yaparsın?" "Ne yapmamı tavsiye edersiniz, Ey Allah'ın Resûlü!" dedim. Buyurdular ki: "Güzel bulduğun şeyi yaparsın, kötü bulduğun şeyi de terkedersin. Kendi yakınlarının (hallerini düzeltmeye) yönelirsin. O hezele takımı (ile de), onların cemaatı ile de (uğraşmayı) terkedersin."Buhari, Salat 88, Fiten 13; Ebu Davud, Melahim 17, (4342); İbnu Mâce, Fiten 10, (3957).

Ebu'ş-Şa'şâ' rahimehullah'ın anlattığına göre, "İbnu Ömer radıyallahu anhüma'ya: "Biz ümerânın yanlarına girer, bir çeşit konuşuruz, yanlarından çıkınca da bir başka çeşit konuşuruz" denilmişti. Onlara "Biz bunu, Resülullah aleyhissalâtu vesselam zamanında münafıklık addederdik" dedi."

Her türlü fitne ve fesada meydan vermemek gerekir. Aynı zamanda hoşgörülü olmak; her şeyi anlayışla karşılayarak hoş görme, müsamaha, tolerans, insanlar arası ilişkilerde orta yolu takip etme, dengeli olma, farklı olan bir şeye sabır gösterip katlanma, benimsenmeyen bir davranış ve düşünceye bile tahammül edebilme anlayışını benimseyip uygulamaktır. Diğer insanlarla iletişim kurma sırasında; affetme, kusura bakmama, farklılıkları anlayışla karşılama, bireyi daraltıp sıkıştırıcı yaklaşımlardan uzak durarak dengeyi koruma, medenî olma ve düşünceleri karşılıklı anlayış içerisinde tartışabilme gibi, karşılaşılan olayların ve düşüncelerin çeşitli yönleriyle ele alınarak kuralların daha esnek ve toleranslı bir biçimde uygulanmasını, karşımızdakini istediğimiz gibi olmaya zorlamak değil; ona kendi istediği gibi olma imkânı vermektir

Herhangi bir nedenden ya da kişisel yetenek ve özelliklerden kaynaklanan farklı düşünce ve davranışlara hoşgörüyle bakmak, değişik fikirlere değer vermek ve onları toleransla karşılamak toplum bireylerinin birbirleriyle yakınlaşmalarını sağlamaktadır. Bencillik, düşüncelerde taassup ve katılık ise, ayrımcılığa ve toplumsal huzursuzluklara neden olmaktadır. Öyleyse hoşgörü, dinler, kültürler, gelenekler ve toplumlar arasında ahengin uyumun ve huzurun gelişmesini sağlayan en temel unsurdur. İnsanların bakış açıları ve kültür dünyaları aynı olmayabilir. Ancak hoşgörü, saygı ve sevgi kurallarına herkes uymak durumundadır. Çünkü hoşgörünün olmadığı yerde taassup; taassubun olduğu yerde de huzursuzluk, fitne ve fesat kaçınılmazdır.

Onun için yapmamız gereken karşılıklı saygı sevgi ve farklılıklara karşı tahammüldür. Yani kısacası asgari müştereklerde bile olsa anlaşmaktır, birlik olmaktır. Yani biz olmaktır. O eski günlerdeki gibi tek kapta yemek, tek tastan içmek, O çukurun içinde cem olabilmektir. Bizim kimliğimiz Gezende’li olmaktır. Onun çatısı altında toplanmaktır. Gerisi teferruattır. Onun için zaman birlik zamanıdır. Saygılar.

Bekir AKKAN

Yorum ekle


You are here:
Back to Top