H.Ç.ARSLAN tarafından yazıldı. Pazar, 29 Mart 2009 00:27
Yazıma başlamadan önce bu siteye yazı yazan,yazıları okuyup yorum yazan veya Gezende’ye sevgisi,ilgi ve alakasından dolayı siteyi takip eden sizleri de ilgilendiren bazı konuların dikkatle üzerinde durmak istiyorum.
Birincisi,bu siteyi hazırlayan Mustafa Gümüş ve arkadaşlarına gösterdiği birlik ve beraberlik çabalarından dolayı takdire şayan ve cesurca bir davranış olduğu bir gerçektir.Çünkü böyle bir siteyi kurup hemen hemen bütün Gezende halkını bir sitede buluşturup bu misyonu sürdürmek kolay iş değildir.
İkincisi,bu sitede hiçbir şekilde bir partiye,bir derneğe ,bir insana özel olarak propaganda yapılmadığının bilinmesi gerekir.Gezende’ deki adayların her birinin bu sitede kendi görüşlerini yazma özgürlüğü vardır.Ancak saygı çerçevesinde bunlar yapılmalıdır.Ziyaretçi defterinde okuduğum bazı yazılar beni gerçekten çok üzdü.Hala demokrasiyi özümseyemediğimiz maalesef ortaya çıktı.Tabii bazılarınız “şehirde demokrasi özümsendi mi ki,köyde özümsensin” diyebilir.Bunlar elbette bir Türkiye gerçeği olarak hala karşımıza çıkıyor.Umarım bunları da ilerleyen zamanlarda uzun uzadıya tartışabiliriz.
Gelelim bugün asıl değinmek istediğim konuya.Tanrı’nın lütfüne erişen M.Yazıcıoğlu’nu rahmetle anıyorum,Mekanı cennet olsun ve konuma girerken onun televizyonlara da yansıyan şu sözlerini vererek başlamak istiyorum. Diyor ki:”Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bu dünya için bu kadar fırıldak olmaya değmez!”.Ben bir BBP’ li ya da M. Yazıcıoğlu’ nun bir partilisi değilim.Ancak kendi memleketi Sivas’ta bağımsız adayken bile bütün partileri geride bırakan biri olduğuna göre onun gerçekten halkına yakışır bir siyasetçi olduğu görmemiz ve kabul etmemiz gereken bir gerçektir.Hakkında elbette 80’lerle ilgili iddialar var.Ancak dürüstlüğünü lekeleyecek ,halkının zararına dokunacak bir iş yapmadığı da ortadadır.O yüzden ona sadece bir insan gözüyle bakarak ve onun bu güzel sözüyle başlayarak yazımı sürdürmeyi vicdanımda bir zorunluluk ve görev olarak biliyorum.
Aslında ne kadar güzel bir tespit var bu cümlede.Bizim git gide daha fazla kaybettiğimiz bir insani yanımız var.”DÜRÜSTLÜK”!Her şeyin başladığı noktadaki bir vicdan unsurudur.Aleyhimize bile olsa dürüst olmak esasındandır insan olmanın.Ne yazık ki zamanla “enayilik” bile olarak algılandı bu yüce erdem.Ve şu anda dehşetle bunun eksikliğinin farkına varıyorum.Her yerde ,her şeyde!
”Dürüstlüğümüzü kaybettiğimizi” gösteren o kadar çok örnek var ki etrafımızda,kendimizde bile…En göz önündeki örnekle başlayalım.Seçim zamanı sırf “hak etmediğimiz bir şeyin bize seçim sonrası verilmesi için” inanmadığımız sözler sarf etmemiz,insanların yalanlarının savunucusu olmamız. Hepimiz Müslüman’ız ama hepimiz torpil bekleriz bu ülkede,evet çaresiziz belki ama bu çaresizliğin sebebi de biziz.
Umarım hepimiz bir kez daha düşünürüz.Daha ne kadar kendimizi kandırmaya devam edeceğiz.Dürüstlük, önce kendimizden bekleyeceğimiz bir davranış olsun ki bizim için beklenilebilir olsun. Unutmayalım her şeyin çözümü önce doğruların görülmesiyle mümkündür.
H.Ç.ARSLAN